Badem gözlüm beni unut
Bu gemi bir kara tabut
Çürük yumurtadan çürük
Benden yapacağın çocuk
Nazım Hikmet
Hazır tekrar gündeme gelmişken xxx'e yazmayı düşündüğüm yazıları hazırlayana kadar Karadeniz ve ölüm dalgaları hakkında yazmaya karar verdim. Önce bu yazımın temeli olan olaydan bahsedelim. 26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil nükleer santralinde meydana gelen patlama sonucu yaşanan radyoaktif kirlenme Türkiye’den İsveç’e kadar pek çok ülkeyi etkilemiş, sadece temizlik sırasında 4 bin civarında Ukraynalının ölümüne sebep olmuş, yaklaşık 3-4 milyon Ukraynalıda ise hayatlarının sonuna kadar taşıyacakları izler bırakmıştır.
Tanrı senin hamurunu necaset ile yoğurmuş
Annen seni sıçarken yanlışlıkla doğurmuş
Neyzen Tevfik
Bu olayın etkilerinin bu kadar büyümesinin nedeni, aslen o dönemde iktidarda bulunan 46. Hükümet’in Sanayi ve Ticaret Bakanı Hüseyin Cahit Aral’ın tv ekranlarında “bakın içiyorum hiçbir şey olmuyor” diyebilecek derecede olayı çarpıtmasıdır, halkın sağlığını hiçe saymasıdır. Tabii ki bu demeç üzerine piyasada bulunmayan 85 mahsulü (radyasyondan önce üretilmiş) çayların birden her yerde bulunur olmuştur. (yurdum ticari zekasına bir örnek olsa gerek). Bugün bir aileden 14 kişi bir yıl içinde kanserden ölüyorsa, akılcı davranış, bunun sorumluluğunu alması gereken kişilere 2. Atatürk diyecek kadar densizleşmek yerine, bu kişilerin sebep olduklarının irdelenmesi olacaktır.
"Yaz geldi bahar geldi de açtı yeşil yapraklar,
Ben sana doyamadım, doysun kara topraklar”
Anonim
Gelelim yazının oluşmasını sağlayan duygusal yoğunluğu yaratan olaya: Pazar günü sabaha karşı 33 yaşında gencecik uşağumuz, Kazım Koyuncu 6 aydır mücadele ettiği ve zaman zaman umut veren gelişmeler gösterdiği kansere yenik düştü. Hakkında, Dinmeyen, Zuğaşi Berepe (denizin çocukları) grupları ile ve ayrıca solo olarak yaptığı albümler hakkında, söylenecek çok şey vardır. Lakin içerisinde bulunduğum halvet-i ruhiye Volkan Konak tarafından ölümünün hemen ardından net bir şekilde açıklanmıştır “Kardeşimi çekmeceye koymuşlar, daha ne diyeyim.” Haydi ben de bir şey demeyeyim. Kazım koyuncu desin:
koyverdun gittun beni oy
koyverdun gittun beni
allah'undan bulasun oy
allah'undan bulasın
kimse almasun seni,
kimse almasun seni
yine bana kalasun
kimse almasun seni oy
kimse almasun seni
yine bana kalasun
sevduğum senun aşkın
ciğerlerumi dağlar
hiç mi duşunmedun sen
hiç mi duşunmedun sen oyy
sevduğun boyle ağlar,
sevduğun boyle ağlar..
gelevera deresi oy
gelevera deresi
iki dağun arasi oy
iki dağun arasi
yuzunden silinmesun,
yuzunden silinmesun
biçağumun yarasi
yuzunden silinmesun oy
yuzunden silinmesun
biçağumun yarasi
ciğerlerumi dağlar
hiç mi duşunmedun sen
hiç mi duşunmedun sen oyy
sevduğun boyle ağlar,
sevduğun boyle ağlar..
KaraKalem
Bu yazı Kazım'ın ölümünden hemen sonra içimden gelenlerin dökümüydü. ŞAns eseri denk geldim ve buraya koymaya karar verdim.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment