Saturday, December 23, 2006

Dil ve Çeviri

Ne okuduğum çeviri eserler ne sinemada gördüğüm filmler ne de çeviri işinde geçirdiğim yıllar, çevirinin beyhude bir savaş olduğuna dair kanımı silemedi.

Ama "Denemekten ne zaman vaz geçtin?" diye sorarsanız cevabınız "Asla!" olacaktır. Yazılı eserler insanları, toplumları ve dünyayı harekete geçiren en temel ve en kalıcı miraslardır. İyi ya da kötü yönde olsun bu hareketlenme dünya üzerindeki devinimi ve statükonun kırılmasını sağlar. Çevirmenin en büyük derdi yazarın ne demek istediğidir. Yazarın ne dediği ortadadır lakin alt okumalardaki incelikler ve mesajlar, çevirmenin dünya görüşü ve yazarı ne ölçüde tanıdığı, kendini yazarın yerine ne kadar koyabildiği ile doğrudan ilişkili olarak hedef metne yansır. Çeviride asıl tercih yazarın kendisinin çeviri yapması olmalıdır ama genellikle bir yazarın birden çok dili iyi bilmemesi ya da eserlerini çevirmeye harcadığı vakti yeni eserlerine harcamayı tercih etmesi çevirmenlere ihtiyaç duyurmaktadır.

Çeviri gereklidir zira iletişim gereklidir ve herkes her dili bilmez. Çeviri zordur ve çeviride anlam kaybolur ama yine de çeviri zaruridir, zira sizi harekete geçireni karşı tarafa anlatmazsanız sadece eyleminiz görünür, niyetiniz ve amacınız muallakta kalır. Bilinmezlik insanın en temel korkularının sebebidir ve korku insanı içine kapanmaya iter, kendisi gibi görünmeyenlerden uzaklaştırır ve izole eder. Geri kalan herşey öteki olur ve faşizmin ne olduğunu bilenler öteki kavramının tehlikelerini gayet iyi tanır.Çeviri zor, nankör ve fakat daha iyi bir dünya için gereklidir.

KaraKalem

Not: bu da bir önceki ile aynı siteden. bu konuda sözüm çok ama şimdilik bununla yetinelim.

No comments: