Bugün hayatımdailk kez akademik olarak Uluslararası İktisat konusunda birşeyler öğrenmeye başladım. yaş kemale ermeye yanaşsa da öğrenmenin sonu yokmuş. Öncelikle bunu öğrendim.
Sonra düşük ücretin bir politika olarak ihracatta rekabet yaratmak için nasıl kullanıldığını ve sonunda daha düşük ücretlerle adam çalıştıran başka bir ülke (ör: Çin) çıktığında nasıl iflas ettiğini öğrendim. Zaten bizim tekstilcilerin, sanki Türk işçisinin ücretlerinin Çin ve Mısır'daki çalışanların ücretlerinden yüksek olması Türk işçisinin suçuymuş gibi, Mısır'da serbest bölge peşinde koşması bir de yanlarına Türkiye Cumhuriyetinin dış ticaret'ten sorumlu bakanını da katmaları garibime gitmişti. Teknolojiye yatırım yapmayan, çalışanını daha verimli olacak şekilde eğitmeyen, katma değeri yüksek ürün yaratamayan, yatırım yerine faize para yatıran, bunların hepsinin sonucu rekabet gücünü yitirince hükümetlere döviz kuru ayarlaması yapması için baskı yapan, hatta devalüasyon isteyen Türk işçisiymiş gibi.
Tekstilciler bu aymazlık ve basiretsizlik (daha ağır konuşmak da mümkün ama...) batağında yalnız değil ne yazık ki. Ülkenin üzerindeki ölü toprağı gittikçe ağırlaşıyor, neler olup bittiğini görebilenler ise ya bir araya gelemediklerinden yalnızlıklarının altında eziliyor ya sınıfından kopan aydınlar gibi ortalık yerde bocalıyor ya da en üzücüsü ihanette ve ülkenin fakirleşmesinde, üç kuruşa köpeklik ediyor.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment